
Fotoğraf: Pırıl Şenol
Rutinler
Kilo Vermede Sürdürülebilir Sonuçlar Elde Etmenin Püf Noktaları
Diyetisyen ve yeme davranışı uzmanı Pırıl Şenol, kilo vermenin bir hedef değil, sonuç olması gerektiğine inanıyor. Kişilerin sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarına önem vermesinin sebebi bu. Düzenli egzersiz yapma alışkanlığı kazanma ipuçlarından Ozempic’e kadar pek çok konuda bizimle fikirlerini paylaştı.
Yazı Seda Yılmaz
- PAYLAŞ
- LİNKİ KOPYALA
Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sadık kalmak, düzenli egzersiz yapmayı sürdürmek veya diyet döngüsünü kırmak… Çoğumuz hayatımızın bir döneminde bu saydıklarımla uğraşmak durumunda kalıyoruz. Diyetisyen ve yeme davranışı uzmanı Pırıl Şenol, gerçekçi bir yaklaşımla zor görünen meselelere çözüm üretiyor. Şenol’la hem zayıflama odaklı olmanın ötesine geçen yaklaşımını hem de rutinlerini konuştuk.
Diyetisyen ve yeme davranışı uzmanısınız ama aynı zamanda psikoloji eğitimi de aldınız. Özellikle bu eğitimin mesleğe yaklaşımınızı nasıl etkilediğini merak ediyorum.
Beslenme alışkanlıklarının yalnızca fiziksel ihtiyaçlarla değil, duygusal ve bilişsel süreçlerle de şekillendiğini biliyoruz. Bunun için danışanlarıma sadece ne yemeleri gerektiğini söylemek yerine, yeme davranışlarının arkasındaki düşünce ve duyguları anlamalarına yardımcı olmayı hedefliyorum. Özellikle duygusal yeme, yeme atakları, diyet döngüsüne sıkışma ve beden algısı gibi konularda kişilere bütünsel bakış açısıyla destek olmam gerekiyor. Bu sayede onların yemekle kurdukları ilişkiyi daha iyi analiz ederek sürdürülebilir ve kişiye özel çözümler sunabiliyorum.
Ayrıca motivasyon ve alışkanlık değişimi süreçlerini psikolojik temellerle desteklemek, danışanların içsel kaynaklarını keşfetmelerine ve uzun vadeli başarıya ulaşmalarına yardımcı oluyor. Yani hem diyetisyen hem de psikolog olduğum için yeme davranışlarına yalnızca biyolojik değil, psikososyal bir perspektiften bakıyorum.
Sizin nasıl bir beslenme düzeniniz var?
Katı kuralları olmayan beslenme düzenim besleyici, doyurucu, lezzetli, fiziksel ve ruhsal sağlığımı destekleyen, kolay ve pratik hazırlanabilen yiyeceklerden oluşuyor. Sevdiğim tüm besinleri yemeye çalışıyorum.
Sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluşturmak için nasıl bir yol izlemek gerek sizce? Bu konuda kendinizi ve danışanlarınızı nasıl motive ediyorsunuz?
Sürdürülebilir alışkanlıklar kazanmak için öncelikle bireysel ihtiyaçları anlamak gerek. Herkesin yaptığı ya da gerekli gördüğü bir şey, sizin ihtiyacınızı karşılamayabilir. Motivasyon bir şeyi yapma isteğidir. Ama sadece istemek yeterli değil. Motive olmak için önce aktivasyon lazım. Yani bir şeyi yaptıktan sonra iyi hissedip motive oluruz ve yapmaya devam ederiz. Bunun için kendimi de başkalarını da yapmaya değil de, önce denemeye yönlendirmeye çalışıyorum. Size iyi gelmeyen bir şeyi bırakmak iradesizlik değil bence; kendini bilmek ve ihtiyacını anlamak demek. Bunun toplumsal olarak kabul görmemesi maalesef pek çok kişinin daha iyi hissetmesini engelliyor.
Sporun hayatınızda nasıl bir yeri var?
Annem, babam, ben ve ablam eski milli basketbolcuyuz. Dolayısıyla basketbol da, spor da hayatımın bir parçası. Egzersiz yapmak, mental ve fiziksel sağlığımı korumak için bir araç; yapılması gereken bir iş değil. Önemli olan neyi, ne kadar, ne sıklıkta yaptığınız değil; bir şeyler yapıyor olmak. Zaten sonra bir rutin kendiliğinden oluşuyor. Bu herkes için böyle olmayabilir tabii.
Düzenli egzersiz yapmakta zorlananlara ne önerirsiniz?
Bir yerden başlamalarını ve keyif aldıkları şeyi bulana kadar denemeye devam etmelerini. Bir partnerle beraber egzersiz yapmak, bir öğrenme sürecine dahil olmak egzersizden keyif almayı artırıyor. Egzersiz yapılacak yerin ulaşılabilir olmasının da önemli olduğunu düşünüyorum. Büyük bir şehirde yaşarken bir saat egzersiz yapmak için bir, iki saat yol gitmek sürdürülebilir değil.
Instagram’da bir paylaşımınızda önemli olanın kilo vermek yerine uzun vadeli sağlık hedeflerini destekleyen bir beslenme yaklaşımı benimsemek olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
Kilomuz, yani beden ağırlığımız sağlığımızın sadece bir parçası. Araştırmalar beden ağırlığı ve belli sağlık parametreleri arasında korelasyon olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin beden kitle indeksi yirmi beşin altındakilerin kalp hastalıklarına yakalanma riski düşüktür gibi. Ancak beden kitle indeksi yirmi beşin üstünde olmasına rağmen hasta olmayan insanlar var. Zayıf olmak illa sağlıklı olmak demek değil. Sağlıklı olmak için yaptıklarımızla kilo vermek için yaptıklarımız benzer. Belli şeyleri, belli bir düzende yaptığınızda kilonuz da ‘’normal’’ bir aralığa geliyor. Bu normalin tanımı illa 36 beden olmak değil. Kilo vermek bir hedef değil, sonuç olmalı.
Ozempic son zamanlarda çok tartışılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?
Ozempic diyabet tedavisinde kullanılan bir ilaç aslında. Bu açıdan çok faydalı olmasına rağmen kötüye kullanım ve yanlış protokoller sebebiyle çok tartışılır hale geldi maalesef. Yöntem ne olursa olsun zayıflama ilacı kullanmadan önce davranış değişikliği öneriliyor. Ameliyat, enjeksiyon ve diyet gibi herhangi bir zayıflama yöntemine davranış değişikliği entegre edilmezse bir süre sonra tekrar kilo alınıyor. Sürdürülebilir sonuçların anahtarı davranış değişikliği kesinlikle.
Mental ve fiziksel olarak iyi hissetmek için bağlı kaldığınız rutinler var mı?
Egzersiz ve meditasyon yapmak. Ayrıca son yıllarda dinlenmenin ve zaman zaman ara vermenin hayatımda yarattığı farkı gördüm.
Sosyal medyada takip etmeyi en çok sevdiğiniz kişiler ve platformlar hangileri?
Spesifik bir hesap söyleyemeyeceğim ama en sevdiğim şey kedi, köpek ve bebek videosu izlemek.
Güzellik sizin için ne ifade ediyor?
Bana göre güzellik hem fiziksel hem de ruhsal anlamda temiz, berrak olmak anlamına geliyor. Sadece görüntüyle ilgili değil, çoğunlukla bir his de barındırıyor.
Vazgeçemediğiniz bakım ürünleri neler?
Yaz, kış Beauty of Joseon’un güneş kremini kullanıyorum. Laneige dudak bakım maskesi, La Roche Posay Cicaplast bakım kremi, Cosrx nemlendirici ve yüz temizleyicisi favorilerim arasında.
En sevdiğiniz kusurunuz nedir?
Daha az veya daha çok sevdiğim ama hepsi bana ait olan şeylerin hiçbirini kusur diye adlandırmıyorum. Sanırım kusur kelimesinin bendeki karşılığı çok negatif. Bunun için kimsenin kendinde gördüğü ‘’kusurlara’’ da kusur demiyorum. Çünkü bence gerçekten ‘kusur, görenindir’.